Oca
03
2010
0

BİZE DÖNÜŞMEK

ikimiz biz

biz ikimiz :)

Sen, baktığında “beni” rengârenk ve pırıl pırıl görüyorsun… Ben bakıyorum, “seni” rengârenk ve pırıl pırıl görüyorum…
Aramızdaysa şimşekler çakıyor!..

Hayranın olduğum halde; “Hayranınım” diyorsun bana!..
Benden de, senden de aynı sözleri duyuyor, aramızdaki kara bulutlar: “Senden güzelini görmedim!..”
Aramızdaki kara bulutlar delirdikçe gözüm gözünü bulamaz oluyor…
Aramıza yıldırımlar düşüyor!..

Biliyorum ki seviyorsun beni, benim seni sevdiğim kadar!..
Biliyorum ki sen varken yerle gök arasında gözüm başkasını görmez!..
Biliyorum ki titrersin korkudan; var olduğun süre var oluşumu görmediğin zaman!..
…..
Sen, baktığında “beni” rengârenk ve pırıl pırıl görüyorsun; ben bakıyorum ki “sensin” o muhteşem parıltı…
Sensin… Sensin benim için sevginin adı; aramızda kudursa bile tayfunlar!..

Aynen “benim sana baktığım gibi” bana bak şimdi…
Seni bana bağlayan ibrişim halatlar gibi gör her bir rengimi…
…..
Bir hanımeli kokusu bahşişe ikna ettiğin rüzgârla gönderdiğin son mektubunda, bana bir isim koyduğunu söylüyor;
“Gökkuşağım” diyorsun!..
…..
Ben, mutluluktan yaşaran gözlerimle seni görmeye çalışıyorum ama, aramızda bir yerlerde yağmur gökülüyor…

İnce, uzun, ve renk renk ışık iplerinden sarılmış güzellik;
Varlığıma denk olan varlığına aşığım…
Yokluğun, yokluğumdur zaten!..
Sadece bunu bile bilmemin sana katmış olduğu değeri hissedebilmeni isterdim!..

Aramızda şimşekler de çaksa, sen beni, ben de seni rengârenk ve pırıl pırıl görüyoruz… Hayran olunanımız; “Hayranınım” diyor bir diğerine!..
“Senden güzelini görmedim!..” diyor, aramızda kara bulutlar delirse de, yıldırımlar düşse de!..

Biliyorum ki aşıksın bana, benim sana aşık olduğum kadar!..
Biliyorum ki sen varken yerle gök arasında gözüm başkasını görmez!..
Biliyorum ki titrersin korkudan; var olduğun süre içinde var oluşumu görmediğin zaman!..
Sen de bil ki; ikimiz bir yayın iki ucundan bakmaktayız birbirimize… Yani bir bütünün “bütünlüğünden kaynaklanan” güzelliktir başımızı döndüren!..
Yani, yere en yakın yere oturmuş, sızlanmadayız; ışıktan ve renkten ve güzellikten örülü iplerle bağlanmış olduğumuz halde birbirimize…
…..
Halbuki; “ben varsam, sen varsın, ve sen varsan ben varım” kadar net bir gerçekle mahkû»mken sen bana ve ben sana; doğrulmak… Ve kendi içimizde tırmanmak… Ve en fazla “bir uzanış” yukarda kavuşmak mı zor geliyor?..
Bunun adı nasıl aşk?..
…..
Ya da, aşk;
Oturup miskin miskin beklemek mi, çisiltili bir havanın çilli güneşi altında güzelliklerin son bulmasını!..
…..
Gerçekten… Acaba aşk; eldeki güzellikleri yitirmeyi mi beklemektir, yoksa elde olmayanlara kavuşma mücadelesi mi?..
Aslında, sormak lazım aşka artık, değil mi;
“Ne” olduğunu?..

Velhasıl…
Velhasıl..
Sen, kendi ucuna bakmaktayken “ben” diye… Bense, kendi uzantıma aşıkken “sen” diye… Farkediveriyoruz ki bir gün;
İkimiz, “bir tek gökkuşağının” iki ucuyuz!..
…..
Velhasıl…
Zor iş, sevmeyi çözmek…
Sevmek;
Belki de “biz”e dönüşmek!..

Ara
07
2009
1

Hugh Everett ve Çoklu Dünyalar Kuramı


Hugh Everett, 1930 yılında doğmuş, 1943 yılında, henüz ortaokulda iken Einstein’a “karşı konulamaz bir kuvvetin, hareket ettirilemez bir kütleyle buluşması” halinde ne olacağını soran bir mektup yazmış (dergide cevabı verilmiyor lakin karşı konulamaz bir kuvvet ile hareket ettirilemez bir kütlenin aynı evrende bulunamayacağıdır muhtemelen einstein’ın verdiği cevap) 1953 yılında Princeton Üniversitesi’nde doktora çalışmalarına başlamış ve kuantum mekaniği dersleri alıp çoklu dünyalar kuramını (many-worlds interpretation) geliştirdi.

noktalarında bu elektronları yakalayabilecek; örneğin artı yüklü iki iyonun oluşturduğu; nano ölçekteki iki potansiyel çukurundan oluşan, iki tuzak bulunsun. o halde, elektron A ya da B de olabilir. eğer A’da yakalanmışsa farklı B’de yakalanmışsa farklı delta fonksiyonu şeklinde olacaktır. Bunlar sistemin, yani elektronun bulunabileceği, özgün durum dalga fonksiyonlarını oluşturmaktadır.

A tuzağı solda, B tuzağı sağda iken başlangıçta elektronun A tuzağına yakalanmış olacağını varsayalım. Sonra sol taraftan, yönü sola doğru olan bir elektrik alanı uygulayarak elektronu harekete zorlayalım. Eksi yükler üzerindeki elektrik kuvveti alana ters yönde olduğundan, elektron B tuzağına doğru harekete geçer. Yani A dalga fonksiyonundan sıyrılıp B dalga fonksiyonuna bürünme sürecine gider. Fakat yeterince kısa bir süre sonra bu geçiş tamamlanamadan, elektrik alanını ortadan kaldıralım. Elektron “iki arada bir derede” yakalanır. diyelim B’ye geçişi %36 oranında tamamlanmış olsun, %64 oranında da a’da kalmış olsun.

Kuantum mekaniğinin garipliği burada başlıyor, sistem, yani örneğimizdeki elektron, bileşik kuantum durumunda iken konumu ölçüldüğünde, ilk elde ölçümün bize A ve B nin %64 ve %36 olasılıklarıyla tartılmış ortalamasını vermesi beklenebilir (0,64A+0,36B) halbuki öyle değil. iki değerden birini rastgele verir. peki %64 ve %36 olasılıkların anlamı nedir? şu, aynı deney yeterince fazla sayıda tekrarlandığında ölçümlerin %64 ünde A, %36’sında B’de gözükecektir.

Daha genel olarak, bileşik durumda olan bir sisteme ait fiziksel değişkenlerden birisi ölçüldüğünde karşımıza bu fiziksel değişkenin bileşikl dalga fonksiyonun oluşturan durum dalga fonksiyonlarından rastgele birine ait olan özdeğeri o özgün durum fonksiyonunun genliğinin mutlak değerinin karesiyle orantılı bir olasılık çıkar. tek bir ölçümle bir ağırlıklı ortalama değer bulmam mümkün değildir.

Ölçüm sonucunda A ve B nin ağırlıklı ortalamaları değil de A ya da B’yi veriyor olması akla şu soruyu getirdi :

“O zaman bizim dikkate almadığımız bazı gizli değişkenler de mi var?”

Kopenhag okulu şöyle yanıt verdi :

“Hayır. elektron, aynı deneyin tekrarıyla yapılan ölçümlerin %64′ünün hemen öncesinde A noktasında, %36 sının da hemen öncesinde B noktasında değil; tümünün hemen öncesinde %64 olasılıkla A noktasında ve %36 olasılıkla B noktasında olmak üzere aynı anda her iki noktada birden bulunmaktadır.

daha sonraki deneylerde bu yanıt kanıtlandı.. bu kısımları anlamanız güç olabilir, lakin okumaya devam etmenizi öneririm.

evren aslında karşılıklı etkileşim halindeki pek çok kuantum mekaniksel sistemden oluşuyor, yani kendisi de kuantum mekaniksel bir sistem oluşturuyordu. Hal böyle ise eğer, onun da “evrensel bir dalga fonksiyonu” olması gerekirdi. Bu durumda, evrenin dalga fonksiyonu üzerinde bir gözlem yapmak için dışına çıkmak lazımdı. halbuki sonlu bir evrende bu mümkün olmadığından; evren hakkında yapılabilecek herhangi bir gözlemin, dışarıdan değil, içeriden yapılması gerekiyordu. O halde, gözlemci ile aygıtı; bu kuantum mekaniksel sistemin bir alt parçası olmalıydılar. üç yıl sonra tezini tamamladığında, kuantum mekaniğinin çok farklı bir yorumunu sundu. kabaca şöyle;

gözlemci ve aygıtı, elektronun oluşturduğu kuantum sistemi üzerinde dışarıdan gözlem yapan ve sonucunda onu etkilemiş olacak olan klasik bir sistem değil; onunla karşılıklı etkileşim halinde olan, kuantum mekaniksel iki başka sistemdir. böyle üçlü bir kuantum sisteminin toplam dalga fonksiyonu, alt dalga fonksiyonlarının vektör çarpımı şeklinde yazılabilir.

tez bittiğinde, çalışma Bohr’a götürüldü fakat bohr sunulan görüşlere itibar etmedi. tezi princeton’daki jüriye, büyük oranda kısaltıp savlarını yumuşatarak sunmak zorunda kaldılar. everett hayal kırıklığına uğradı, akademik yaşantıdan uzaklaştı. savunma bakanlığında araştırmacı olarak işe girdi.

2007′nin temmuz ayında Oxford Üniversitesi’nde Everett’in makalesinin 50. yılı konferansı yapıldı. özetle buradan çıkartılacak anlam şuydu:

“Yazı tura atıp kaybettiğimiz taktirde üzülmemize gerek yok. çünkü, zaman treni makasa gelip ikiye ayrışmıştır ve yandaki hatta bizden giderek uzaklaşanm ikincisindeki bilinç kopyamız, elindeki paraya bakıp gülümsüyordur.”

Bunu söylememize sebep olan elbetteki yukarıda söz ettiğimiz elektron ölçümleri. Bu ölçümlerde elektronun aynı anda hem A hem B’de bulunduğu fakat ölçümde A ya da B nin birinde göründüğü ortaya çıkmıştı. Bu şok edici ve hala açıklanması mümkün olmayan bir olaydı, özellikle bunu klasik evrene aktardığımızda.

Her ne kadar klasik, fiziksel evrende biz farklı görsek de kuantum evreninde yaşanan bir şey bu(aynı anda iki durumda da olabilme) çünkü. yorumlara göre biz kuantum evreniyle etkileşim halindeyiz ama bir şekilde klasik evrene dönüş yapıyoruz.

Bilim Teknik dergisi 483. sayı da ve pillinetwork te yaptığım aramalar sonucu ulaştığım yazılardan sonra bunu birçok yerde paylaşmayı düşündüm. Sonuçta herkesin merak ettiği bir konudur dejavu. 1950 lerde Everett bu konuda yayınladığı makale ile bu konuya farklı bir boyut kazandırmıştır. Bu konu ile ilgili filmler de mevcut, benim bu konuya merağımın nerden çıktığını soracak olursanız da kuantum fiziği sevenlere yönelik yapılan dizileri hiç kaçırmamamın olası sonuçları diyebilirim.

Haz
22
2009
4

Web Tarayıcı Kullanım Oranları

Bloğum uzun süredir yayında. Fakat artık istatistikleri paylaşmanın vakti geldi geçiyor bile. Ve günümüzde en çok tartışılan konulardan biri olan “Hangi tarayıcı daha çok tercih ediliyor?” işte bu sorunun cevabını da paylaşmak istedim. İşte Oranlar:

1.
% 49,13
2. % 36,99
3. % 7,51
4. % 5,78

Haz
13
2009
1

Facebook Kullanıcı Adı

http://www.facebook.com/username/

1 hafta önce gördüğüm küçük bir kutu, bende bir kıpırtı yaşattı. Bu kıpırtının tetikleyicisi myspace oldu bir nevi :D çünkü myspace de istediğiniz kullanıcı adını alamıyordunuz çünkü hepsi doluydu. Şimdi Facebook myspace den fazla kullanılmakta ve Facebook da istediğim kullanıcı adını alabilecektim.

Uzun süren bir gece, film oyun vs. ile vakti bitirdik Saat 07.01 ve kullanıcı adı alımı başladı. Ama gördüğüm karşısında dona kaldım bir anda. Çünkü “alper” veya “cyrus” nick’ini alamayınca deli oldum. Ve mecburen yine alperyildirim uzantisini almak durumunda kaldim. Ve sonradan öğrendimki cyrus ismi bir firma tarafından önceden alınmış. Alper ismi de Alper Şendere diye biri tarafından alınmış (katliam yapabilecek seviyede kin duydum gerçeğini bilmek isterseniz :D ) neyse yine de adresim belli

www.facebook.com/alperyildirim/

siz de alınız bir an önce yoksa sonra çok dert yanarsınız :D

..

Haz
13
2009
0

Duygusallık mı? Peki Bu, Beni Anlatan Bir Yazı mı ? Evet…

KAYIP

Önce kalemimi kaybediyorum.
Kaybettiğimi bile anlamayacak kadar,
Uzun süre aramıyorum

Ay ışığını kaybediyorum sonra.
Orada olduğunu bilip avunmak için bile,
Bakmaya yeltenmiyorum.

Heyecanımı kaybediyorum,
Korkunç bir soğuk kanlılıkla,
Şaşırmıyorum artık…

Coşkuyu kaybediyorum.
Sevinebiliyorum ama,
Mutlu olmadan…

Sesleri kaybediyorum.
Bir kitap sayfasında yazanlar gibi,
Duyuyorum ama notalar olmadan.

Renkleri kaybediyorum.
Elmanın rengi hala kırmızı ama,
Yaprağınkinden o kadar farklı değil artık.

Kafamı kaldırıp yukarı bakıyorum.
Ay gerçekten de yok bugün.
Gözlerimi kapatıyorum,
Bu kez görüyorum…
Bir ses duyuyorum,
Bir tane daha…
Müzik gibi, farklı birbirinden.
Gözlerimi açıyorum,
Karanlıkta pek belli değil ama,
Gökyüzü başka renkte topraktan.
Ve masanın üstünde bir kalem duruyor.
Kaybettiğim kalem hem de…

Yazı beni anlattığı için yazmayı düşündüm.

Orijinali: “BTTURK’ten çok sevdiğim saygıdeğer bilişimci dostlarımdan Sinan Onur ‘ a aittir.

Haz
09
2009
1

Coca Cola Hakkındaki Uydurmalar

Heryerde videolarını yazılarını görmekten sıkıldığım bir konu haline geldi bu, yeter diyorum artık. Kola’nın içeriğini açıklamamaları normal. Sonuçta Açık Kaynak Kodlu bir yazılım gibi yargılanmamalı Kola. İçindekilerini merak edenlerde kutunun üstündeki yazısını okusunlar bir zahmet. Büyük bir firma ile başa çıkılmaz da çok saçma. Şu an Coca Cola’nın genel müdürü Muhtar Kent’tir. Yaptığı açıklamalarda “keşke herkes kola içse de başka şeyler içmese” demiştir. Alkollü ürünlerimiz Kola kadar olmasada hazımsanmayacak miktarda tüketilmektedir. Ve meyan kökü işte size basit bir yazı

http://www.50mucizebitki.com/meyankoku.html

okuduktan sonra meyan kökünün de ne olduğunu anlayacaksınız ;) Meyan kökü ile hayvanların preslendiği söyleniyor, buna da en basit cevabım, eğer öyle birşey olsaydı kola içen veba kapardı.

Sonra İsrail konusuna gelelim. İsrail Cola’dan neden para kazansın Allah aşkına. Elinde belge olan varsa gelsin göstersin. Nereden biliyorsunuz İsrail’in para kazandığı vazgeçin bu saçmalıktan. Coca Cola islam ülkelerinde en çok tüketilmektedir. Neden diğer Kola firmaları tüketilmemekte, çünkü hangisi iyi ise o tercihtir. Öyle değil mi? Bunu gören rakip firmalar tek yumruk olup karalama kampanyalarına el atından verdikleri desteği bugün insanı yardım vakıflarına verselerdi, dışarıda aç çocuk kalmazdı be. İslami ülkelerin can damarına basıp basıp duruyorlar. Son zamanlarda bir yaygara daha çıktı hatta, coca cola yı şekilden şekle sokuyorsun, anti islami bir yazı çıkıyormuş ortaya :D

Sigara’ya bakın bir de :D Sigara toplandıktan sonra içilebilir haline getirilmeden önce hafif benzinle ıslatılır. Hatta yeni bir paket sigara aldıktan sonra, sigaranın kutusunun ağzını açıp koklayın. Koku zamanla uçar gider. İşte o kokuyu sigaraya veren benzindir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Sigara

Burada Kola’nın savunuculuğunu yapmıyorum sadece doğruları yazıyorum. Biliyorsunuz rekabetin bir sonucudur karalama kampanyaları, bazılarının reklam yoludur bu karalama kampanyaları. Bu konuyu tartışmak isteyenler ile de tartışırım. Saygılarımla…

Haz
05
2009
0

İntegral Sorusu Çözdür!

Zamanında benimde başımın belası olan integral soruları için yine başı benim gibi dertte olan arkadaşlarıma gerektiklerinde sorularını çözdürebilmeleri için hocaları beklememeleri gerektiğini ve artık internetten soruyu çözdürebileceklerini artık söyliyebiliyorum. Yabancı kaynaklı bütün integral sorularını çözebilen bir site bu. Yani soruyu yazın o çözsün, hatta sorunun çözüm aşamalarını bile anlattrabiliyorsunuz,  harika :)

http://integrals.wolfram.com/

Çözemediği integral sorusu yok benden tavsiye herkese, kullanımını çözmek lazım ama ikinin karesi 2^2 olarak yazılıyor. 2 nin küpü de 2^3 şeklinde yazılıyor, aklınızda dursun kurallar… Şimdiden Kolay gelsin …

Yaziyi gonderen Alper Yildirim in: Haber | Etiketler: , , , , , , , , , , ,
Haz
04
2009
0

Tablosuz Tasarım – Douglas Bowman

Tablosuz tasarımı anlatmak için Douglas Bowman’ın hazırladığı sayfalar
Daha ne denilsin, daha ne yazılsın…

Yaziyi gonderen Alper Yildirim in: Haber | Etiketler: , , , , , , , , , , ,
Haz
04
2009
0

Web’de tıklamadan gezinebilir miyiz?

Arayüz içeriğinde gezinmek için farenin düğmelerini tıklamak en iyi yöntem mi? Tıklama alışkanlığımızdan kurtulmamız gerekse bunu ne kadar kolay/zor başarabiliriz? Böyle bir değişim iyi mi olur kötü mü? Tıklamanın yerine geçecek neler yapılabilir? vs. vs. Bu soruları kafaya takan Institute For Interactive Research (?) ekibi dontclick.it isimli bir site hazırlamışlar. Sitede gezinmek için tıklamanız gerekmiyor hatta tıklamamanız gerekiyor. Bence çok ilginç bir çalışma. Gerçi bir yandan web standartları,erişilebilirlik derken bir yandan bunu yazmak garip oldu ama… Bence dikkate değer…

Bu arada sitede tıklamanız gerekmiyor derken tıklamak yasak :D

Yaziyi gonderen Alper Yildirim in: Haber | Etiketler: , , , , , ,
Haz
03
2009
1

SAHİMO Başarıyla Döndü… SEM09 Avrupa 3.sü yine SAHİMO


Almanya Berlin-Dresden Eurospeedway’de düzenlenen
2009 Shell Eco Marathon yarışlarında Üniversitemiz SAİTEM ekibinin yarıştığı SAHİMO isimli aracımız Avrupa 3. sü oldu. 59 takımın katıldığı hidrojenle çalışan araçlar kategorisindeki yarışlarda Norveç ekibi 1. liği, Hollanda 2. liği elde ederken Türkiye’den SAİTEM ekibi 3. lüğü elde etti. Üzerinde yapılan değiştirme ve geliştirmeler sayesinde SAHİMO geçen sene bir litre benzine eş değer hidrojen enerjisi ile 453 km yol yaparken bu seneki yarışta 568 km yol yaparak geçen seneki derecesini 115 km yükseltti. Yarışlara çeşitli kategorilerde Ülkemizi temsilen katılan 9 ekip ise başarı elde edemedi. Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Mehmet Durman Almanya’daki yarışlarda Ülkemize ve Üniversitemize Avrupa 3. lüğünü bir kez daha kazandıran SAİTEM ekibini kutladı.

Sonuçları görmek için:

http://www.shell.com/home/content/eco-marathon-en/europe/2009/results/app_results_2009.html

SAİTEM Ekibinin Almanya Yarışlarını görmek için:

http://www.shell.com/home/content/eco-marathon-en/europe/2009/results/app_results_2009.html

Designed By Alper YILDIRIM {CYRUS}